13 Ocak 2013 Pazar

ZOR ZAMANLAR

ZOR ZAMANLAR

ZOR ZAMANLAR
Lee Ellis
HAYATINIZDA HİÇ ZOR zamanlardan, ciddi güçlüklerden geçtiniz mi? Başkalarının size yaşattığı ve sizin maruz kaldığınız zor ve sıkıntılı durumlar yaşamış olabilirsiniz. Vietnam Savaşı sırasında, savaş esirleri için zorluklar ve güçlüklerle karşılaşmak bir yaşam biçimi haline gelmişti. İç karartıcı bu varoluş şeklinde, savaş esirleri komünist bir esir kampında 5, 6, 7 hatta 8 yıl süreyle kilitli ve tüm dünyadan soyutlanmış bir halde tutuldu. Bu insanlar her gün yeni sıkıntılar yaşamak zorunda kaldılar. Savaş esirleri hayatta kalabilmek ve oldukça yetersiz olan gıda için düşmanlarına bağlı kalmak zorundaydılar. Aynı sinsi düşman, savaş esirlerini sömürmek ve komünist parti propagandası adına onları birer piyon olarak kullanmak için izolasyon, dayak ve işkenceye başvuruyordu. Beslenme acınacak durumdaydı ve tıbbı bakım ise yok denecek kadar azdı. Fakat her şeye rağmen, savaş esirleri içinde bulundukları durumdan daha güçlü bir şekilde çıktılar ve başarılı askeri liderler, meclis üyeleri, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, danışmanlar ve iş adamları oldular. Çünkü onlar yaşadıkları zorlukların, sıkıntıların değerini bilmeyi öğrenmişlerdi. Siz, savaş esirlerinin yaşadığı zor hayatla ve sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalmadınız belki, fakat siz de hayal kırıklıklarıyla, zorluklarla yüz yüze geldiniz. Mesela, kariyer sorunlarıyla, eve gelen hacizle, mali sıkıntılarla, sağlık sorunlarıyla ya da kötü ilişkilerle karşılaşmış olabilirsiniz. Karanlığın içinde kaldığınızda, karanlık günler yaşadığınızda, yaşadığınız zorluk ve sıkıntıların sizler için değerini bilmek ve görmek çok zordur. Bu nedenle, aşağıda böylesi zor durumlarda, hedeflerinize yeniden ve tekrar odaklanmak için size yardımcı olacak üç ipucu verilmiştir:
• Hayatınızda değişiklik yapabilmek için hayatınızın derinine inin ve orada anlam bulmaya çalışın. Sıkıntı ve zorluklar güçlü bir karakter yaratarak bizi en derin inanç ve değerlerimizi bulabilmemiz konusunda zorlar. Hayatın potasında, hayali şeyler eriyip yok olduğu zaman; neyin önemli, neyin önemsiz olduğunu anlamak daha kolay olur. Böylece acılarımızın içindeki anlamı keşfedebiliriz. Çoğumuzun ihtiyacı olan dönüşüm, iyi zamanlarda davetkâr değildir. Fakat yaşadığımız zor zamanlar ve sıkıntılar, kendimizi, davranış ve tutumumuzu değiştirmemiz için bize gerekli olan enerjiyi ve motivasyonu sağlayabilir.
Victor Frankl’ın dediği gibi; “ Bir durumu değiştirmemiz artık mümkün değilse, kendimizi değiştirmek için çaba harcamak zorundayız.” Acı dolu ve sancılı mücadeleler kişisel gelişimimiz için bizlere fırsat olabilir.
• Bilgelik ve deneyim kazanmak için zorluklara göğüs gerin. Zorlukların üstesinden gelinerek edinilen deneyimler bizi daha güçlü, akıllı kılar ve liderliğin zorluklarına daha uygun hale getirir. Zor ve sıkıntılı zamanların tecrübesiyle kazanılan bilgelik, gelecekte var olan mayın tarlalarında daha tecrübeli gezinebilmek için bize yol göstererek yardımcı olur. Zor zamanlarımızda gösterdiğimiz azim ve gayret, kendimize olan güvenimizi arttırır ve bizi geleceğin mücadelelerine hazırlar. Liderliğin zorlu deneyimlerinden yoksun olanların, fikirlerine aşırı güvenen ve korkulara daha açık insanlar olmaları muhtemeldir.
Zor zamanlardaki korkularımızla cesaretli bir şekilde yüzleşmemiz bize hem kendine güven hem de alçakgönüllülük özelliğini kazandıracaktır. Kendimiz ve hayatımızla ilgili edindiğimiz bilgelik daha iyi bir gelecek için bize rehberlik edecektir. Ayrıca, zor zamanlarda edinilen deneyimler, daha güçlü duygusal bir hafıza oluşturur.
• Tek başınıza yola çıkmayın. Bir mücadele ya da savaşta olduğunuzda tek başına olmayı istemezsiniz. Bu nedenle, size değer veren ve arkanızda durabilen destekçilere ihtiyaç duyarsınız. Bu insanlar, motivasyonunuz yok olduğunda ya da umutlarınız tükendiğinde sizi teşvik eder. Teşvik, bulunduğunuz yolda ilerlemek ve kararlılığınızın devamlılığı için hayati olan enerjiyi sağlar. Bazen, paylaşılan bir fikir ya da var olan probleme dair sunulan yeni bir bakış açısı her şeyi değiştirebilir. Yakınınızda güvenebileceğiniz ve zor zamanlarda sizi yalnız bırakmayacak birilerinin olduğunu bilmeniz size ilham ve cesaret verecektir. Ayrıca, her şeyin giderek zorlaştığı, umutsuz olduğunuz anlarda bile gayret göstermeniz için size gerekli olan enerji de sağlayacaktır.
Unutmayın ki tercih şansınız var: Yaşadığınız zorlukları sonsuza kadar gömebilir ya da onlardan kendiniz için faydalı deneyimler ve bilgiler edinebilir ve bunların kıymetini bilebilirsiniz. Çamur dolu bir çukurda altını keşfetmek için şu sorulara cevap verebilirsiniz: En son yaşadığınız zorluklardaki anlamı nasıl bulabilirsiniz? Zor dönemlerinizde kendinizle ilgili ne öğrendiniz? Bakış açınızda, davranış ve tutumlarınızda hangi değişiklikleri yapmanız gerekiyor? Edindiğiniz bilgelik gelecekte size fayda sağlayacak mı? Size destek olmak için yanınızda kim var? Eğer bu ipuçlarını takip edecek olursanız, bir gün, geriye baktığınızda yaşadığınız zorluk ve sıkıntılardan çok değerli bir hazine biriktirmiş olduğunuzu göreceksiniz. Ve tekrar unutmayı ki, sizi öldürmeyen şeyler sizi daha güçlü kılacaktır.
Lee Ellis, “Leadership Freedom”ın başkanı ve , “Leading With Honor: Leadership Lessons from the Hanoi Hilton” adlı kitabın yazarı.

BAŞKALARININ YAPAMADIĞINI YAPIN-Rory Vaden

BAŞKALARININ YAPAMADIĞINI YAPIN-Rory Vaden

BAŞKALARININ YAPAMADIĞINI YAPIN-Rory Vaden


İŞE ALINACAK, TERFi ettirilecek ya da seçilecek kişi olma bağlamında nasıl ön plana çıkabilirsiniz? Bu sorunun çok basit bir cevabı var: Başkalarının yapmaya istekli olmayacağı ya da yapmaya çekineceği şeyleri yaparak. Başarı; yapmanız gerektiğini bildiğiniz hatta yapmaktan hoşlanmadığınız şeyleri bir disiplin dahilinde yapmanın ardından gelecektir.
Yapacaklarınız konusunda öz disiplininizi düzenli olarak uyguladığınızda, doğal olarak ön planda olacak ve dikkat çekeceksiniz. Öz disiplin konusunda düşünme şeklinizi ya da bu konudaki bakış açınızı değiştirdiğinizde, öz disiplininizi sağlamak daha kolay olur. Unutmayın ki, başarılı insanların mutlaka akıllı olması ya da daha yetenekli olması gerekliliği yoktur. Mesleğinizde başarının doruğuna çıkabilmek için şu üç prensibi aklınızdan çıkarmayın:
1) Korkularınızı püskürtün, onların üstesinden gelin. Korku, yapmanız gereken eylemi engelleyerek amaçlarınızı sabote eder. Bu nedenle, başaramamaktan ya da kesin olmayan şeyleri yapmaktan korktuğunuz bir sonraki zaman diliminde, korkularınızı alt edin, onları püskürttün. Korkularını yenemeyen, yenemediği için gerçek anlamda olduğu yere çakılı kalan birçok insan vardır. Ne yapmanız gerektiğini bildiğiniz halde korkularınız sizi bunu yapmaktan alıkoyuyorsa, korkularınızla yüzleşmek için korkularınıza karşı harekete ya da eyleme geçme alışkanlığını geliştirin. Eğer korku abartılmazsa, hafif bir korku faydalı ve iyidir. Bu daha temkinli yaklaşımlar geliştirmenizi sağlayacaktır. Fakat korku sizi engelleyici bir unsur haline geldiğinde, bir şeyler yapmalısınız. Nitekim kendi alanlarında başarılı olan insanlar da öyle yapmıştır. Bu disiplinli insanların ortaya koyacağı bir tavırdır. Onlar da korkuyor olabilir fakat onlar korkularını uzaklaştırabiliyorlar. Korkuları yenmek ve uzaklaştırmak için yaptığınız şeylerle, ilerlemenizi sağlayacak ve ona ivme katacak eylemler yaratacaksınız.
2) İşinizde elde ettiğiniz sonuçlar değil, iş alışkanlıklarınız önemlidir. Yapacağımız işi ertelememizin en genel nedeni mükemmeliyetçi olmaktır. Bu dürtüyü aşmak, üstesinden gelmek için yıldızlı çalışma alışkanlıklarınızın içine kendine saygıyı koyun. Kısacası sonuç odaklı olma yerine kendine saygıyı ön plana çıkarın. Bu noktadan sonra emeklerinizin meyvelerini toplamak biraz vakit alabilir. Bu nedenle, motivasyonunuzu korumak için hemen sonuç elde etmeyi beklemek yerine çalışma alışkanlıklarınızla övünün, gurur duyun. Bu minvalde hareket ettiğiniz takdirde başarı bu tutumunuzun ardından gelecektir.
3) Genel görünümü yani resmin tamamını hatırlayın. Herhangi bir amaca erişmek için birçok engelle karşı karşıya kalacaksınız. Ön plana çıkanla yavaş davranan arasındaki fark; kritik sorunlar ya da durumlarla karşılaştıklarında nasıl davrandıklarıdır. Tereddüt ederek geriye mi çekilir yoksa hızla ilerlemeye devam mı edersiniz? İlerlemeye çalıştığınız yolda, yılgın ya da depresif hissettiğinizde ya da hayal kırıklığına uğradığınızda asla pes etmeyin. Yapmanız gereken yeni bakış açıları geliştirmek, durumun genel görünümü işin içine katmaktır. Şu anda ve burada sabit fikirli olmayı bırakın ve kendi çabanızla yarattığınız genel görünümü düşünün. Başkalarının yapmayacağı şeyleri siz yaptığınız zaman, hızla yol alan biri olacaksınız.
Rory Vaden, “Southwestern Consulting”in kurucularından biri ve New York Times’ın en çok satan
listesinde yer alan “Take the Stairs: 7 Stepsto Achieving True Success”in yazarı.

EKİP OLMAYI ÖĞRENMEK

EKİP OLMAYI ÖĞRENMEK

EKİP OLMAYI ÖĞRENMEK Farklı alanlarla güç birliği yapmak fazlaca güç olmasa bile insanların yeni bilgiler edinmeleri ve yeni beceriler öğrenmeleri zorunludur.
GÜNÜMÜZDE İŞLETMELER, farklı uzmanlık alanlarını barındıran ekip çalışmasına ve güç birliğine büyük gereksinim duymaktadırlar. Bugünün bilgi yoğun küresel ekonomisinde sorunların çözülmesi ve için yapılması için farklı uzmanlık alanlarından, farklı departmanlardan ve farklı kıtalardan daha çok insanın birlikte çalışması gerekmektedir. Ne var ki yirmi yıl boyunca işyerlerindeki ekipleri inceledikten sonra ben, işin yapılması için ekiplere güvenmenin kötü bir fikir olduğuna inanıyorum. Bu size tuhaf gelebilir. Her yerde ekip çalışmasıyla ilgili eğitimler verilmektedir. Ancak ekipler, eşgüdüm ve güçbirliği gereksinimlerinin karşılanmasında son derece yetersizdirler. Gerekli olan, ekip olmaktır. Ekip olmak, insanların müşterilere ürün ya da hizmet sunmak amacıyla bilgi üretmek, bilgiyi işlemek, birleştirmek, arıtmak, dönüştürmek ya da bütünleştirmek zorunda oldukları bir bilgi yoğun iş ortamının taleplerine dinamik bir karşılık vermek demektir. Ekip olmak; havada uçarken yapılan ekip çalışmasıdır; antrenmanını yapmış  profesyonel bir futbol takımının aksine parkta maç yapmak için bir anda oluşturuluveren bir takım gibi. Ekip olma konusunda başarılı işletmeler bir rekabet avantajı kazanırlar; çünkü işletmeler ekip olarak öğrenirler; ortamdaki değişiklikleri tahmin etmeyi ve bunlara karşılık vermeyi; insanların sorun çözme becerilerini geliştirmeyi ekip olurken öğrenirler. Tarihe bakıldığında başarılı ekiplerin titizlikle oluşturulan ve üyeleri birlikte çalışmayı öğrenmiş olan ekipler olduğu görülür. Günümüzün yüksek tempolu iş ortamında ise bu tür istikrarlı ekiplerin oluşturulmaları ve sürdürülmeleri olanaksız değilse bile güçtür. Bu nedenle ekip olmak; yani eşgüdüm ve güçbirliği faaliyetlerinin giderek artan bir şekilde ekiplerin (bir zamanlar ekip çalışmasının sürmesini sağlayan yapıların, sınırların ve düzenlemelerin) yerini alması gerekir. Ekipler tanım gereği bir süre için varlığını devam ettiren ve bu süre sonunda dağılan varlıklardır. Ekibin üyeleri birbirlerinin güçlü ve zayıf yönlerini bilirler. Ancak ekip çalışmalarının daha akışkan olması gereken zamanlarda; başarılı ekipler oluşturulmasını sağlayan eski ilkeler artık çok da işe yaramamaktadır. Farklı durumlarda ya da farklı projeler için kimlerle birlikte ekip olduğunuz sürekli olarak değişmektedir. Kendinizi aynı anda birden fazla ekibin içinde bulmanız olasıdır. Bu da bir dizi yeni insan ilişkileri ve yöneticilik becerilerini öğrenmenizi gerektirir.
Öğrenme ve ekip olma
Farklı alanlarla güç birliği yapmak fazlaca güç olmasa bile insanların yeni bilgiler edinmeleri ve yeni beceriler öğrenmeleri zorunludur. Uzmanlık, hareket halinde bir hedeftir. Bu duruma ayak uydurabilmek için yaşam boyu öğrenmeyi sürdürmek ve yeni bilgi ve beceriler edinmek gerekir; hem de tekrar tekrar. Bir zamanlar işyerimizden izin alarak yeni bir hey öğrenme, sonra da işimize öncekinden daha verimli ve etkili bir şekilde dönebilme olanağımız vardı. Şimdi ise bir yandan işimizi yaparken diğer yandan da yeni bilgiyi özümsemenin, hatta yaratmanın yollarını bulmak zorundayız. Ben bu durumu, verimliliğe odaklanan uygulamadan ayırabilmek amacıyla öğrenerek uygulama olarak adlandırıyorum. Öğrenerek uygulama, doğası gereği güç birliğine açıktır çünkü yapılan iş büyük ölçüde farklı uzmanlıklar gerektirmektedir ve çok yönlüdür.
Ekip olmak için ne gerekir?
Ekip olmayı gerçekleştirebilmek için bu konudaki gereksinimin farkında olmak yeterli değildir; yeni bir anlayış ve işin hem teknik hem de duygusal yönlerine özen göstermek gerekir.
• Yeni anlayış. Ekip olmak; bir yenilikçilik, deneme ve sorun çözme anlayışıyla beslenir. Bu anlayış insanların potansiyel güç birliği anları ortaya çıktığında esnek bir şekilde hareket edebilmelerini ve sonra da daha sonraki bu tür anlara hazır olarak yollarına devam etmelerini sağlar. Ekip olmak örneğin karşılıklı bağımlılık ilişkilerinin farkında olunması, güven oluşturulması, dinleme ve çatışmaların çözümü gibi temel ekip becerilerine dayanmakla birlikte kişisel geçmişlerin ya da önceki deneyimlerin paylaşılması ya da yoğun bir birlikte çalışma süreciyle kişilerin birbirini iyi tanımasına genellikle zaman yoktur. Aksine insanların önemli bilgileri hızlıca paylaşmaları, sık sık sorular sormaları ve kolektif bilgi ve becerilerini zamanında ürün ve hizmetlerle harmanlamak için gereken ayarlamaları yapmaları gerekir.
Buradaki güçlük; uygulama için yapılanma anlayışının üstesinden gelebilmektir; çünkü bu anlayış üstü kapalı da olsa kontrol ve verimliliği, öğrenme ve yenilikçiliğin üzerinde tutar. Öğrenmek için yapılanma anlayışı ise işin bilinmeyenlerle dolu olduğuna inanır ve çalışmayı, bilgi dağarcığını genişletmek için bir fırsat olarak görür.
• Teknik ve duygular. Ekip olmanın teknik yönü, sorunun kapsamının belirlenmesi, karşılıklı bağımlılığa dayalı görevlerin tanımlanması ve geçici sınırların hafif bir şekilde yapılandırılmasını
içerir. Kapsamın belirlenmesine önce işin o an için en iyi tanımının ne olacağıyla ve daha çok şey öğrenildikçe bu tanımın da gelişeceği bilinerek başlanır. Sonra da karşılıklı iletişim gerektiren görevlerin belirlenmesi ve öncelik sırasına konması gelir. Ekip olmak, her şeyin güç birliği içinde yapılması gerektiği anlamına gelmez. İnsanları bir araya getirmek genellikle zor olduğu için en fazla karşılıklı bağımlılık gerektiren görevler birer darboğaz oluştururlar ve bunların erkenden belirlenmeleri gerekir. Yapılandırma; alt grupların eşgüdüm ve sorun çözümü için fiziksel ya da sanal olarak toplanmalarına yardımcı olacak geçici sınırların çizilmesiyle ilgilidir. Ekip olmada oluşturulan yapılar hafif inşaat iskelelerine benzerler; örneğin isim listesi, bir paylaşım sitesi ya da geçici bir ortak yer gibi. Ekip olmanın teknik yönü; eğer duygusal yönü de iyi yönetilmez ise genellikle düzgün işlemez. Ekip olmak tek başına çalışmaktan farklı olarak insanları başkalarının kararlarına ve hareketlerine karşı fazlasıyla duyarlı hale getirir. Sürekli değişen ekipler insanlara birbirlerini tanımak ve birbirlerine güvenmek için yeterince zaman bırakmaz. Ekip olmanın duygusal yönü; insanlara iş arkadaşlarına alışmaları ve onları sevmeleri yerine yeni bir çalışma biçimine alışmaları konusunda yardım etmekle ilgilidir. Yeni çalışma biçimi ekip üyelerinin gerçek öyle olmasa bile sanki birbirlerine güveniyorlarmış  gibi hareket etmelerini gerektirir. Ekip olmanın duygusal yönünün yönetilmesinde kullanılacak başlıca araçlar amacın vurgulanması ve psikolojik güvenlik oluşturulmasıdır.
Zorlayıcı bir amaç, motive edicidir. Amaç; bizim (şirket ya da proje olarak) niçin varolduğumuz sorusuna yanı t vererek farklı insanlardan oluşan bir gurubu ortak bir çaba içinde buluşturur. Ortak amaç, bu uzmanların aralarındaki anlaşmazlıkları çözmelerine ve birbirlerini desteklemelerine yardımcı olur. İnsanların bilgiyi, fikirleri ve uzmanlığı hızla paylaşabilmeleri için zırhlarından çıkmaları, başkalarının kendileri hakkında ne düşünecekleriyle ilgili endişelerini bir kenara bırakmaları gerekir. Bazı insanlar bildiklerini paylaşırlarsa değerlerinin düşeceğinden kaygı duyarken bazıları da bildiklerini sergilemekten çekinirler. Hatta başkalarından bilgi almayı bile bir zayıflık itirafı olarak görenler vardır. Ne var ki bir psikolojik güvenlik ortamı içinde bu kaygılar yok olur. Ekip olmak bir beceri olmaktan çok bir tavırdır; herkes ekip olmayı öğrenebilir ve ekip olmakla daha başarılı olabilir. Amy C. Edmondson, Teaming: How Organizations Learn, Innovate and Compete in the Knowledge Economy adlı kitabın yazarı dır.

BEYNİNİZİN BÜTÜNÜNÜ KULLANIN

BEYNİNİZİN BÜTÜNÜNÜ KULLANIN

BEYNİNİZİN BÜTÜNÜNÜ KULLANIN BEDENiNiZiN SADECE sol tarafını çalıştırmayı ya da sadece sağ tarafını çalıştırmayı istemezsiniz. Bu hoş görünen bir durum olmazdı ve bu durum hem beden gücünüzün hem de sizin dengede olmadığınız anlamına gelirdi. Tabi ki beyninizin diğer bölümlerini kullanmaksızın sadece bir bölümünü kullanmak isteyebilirdiniz. Fakat dengeli bir beyin dengeli bir triseps kadar önemlidir. Beynin bütünü kullanılmak istendiği zaman, bunu yapacak yani tüm beyni çalıştıracak bir tek ve belirli bir egzersiz yoktur. Çünkü beynin farklı bölümleri farklı fonksiyonları gerçekleştirir. Beynin gerçekleştirdiği bu fonksiyonların çoğu birbiriyle ilişkilidir. Bu nedenle yapılacak en iyi egzersiz beynin birden fazla bölümünü aynı anda çalıştıracak olan egzersizlerdir. Örneğin; daha önceki bilgilerinizi ve hatıralarınızı canlandırmanızı gerektirecek, somut bilgilerinizi ve problem çözme yeteneğinizi kullanabileceğiniz bulmacalar çözün. Ayrıca, iç dekorasyon, görsel/mekansal öğrenmeyi, düzenleyebilme yeteneğini, sorun çözebilmeyi ve benzeri birçok noktada kapsayıcı bir egzersiz olabilir. Böylece, bir egzersizle beyninizin sadece bir bölümünü değil, birçok bölümü aynı anda çalıştırabilir ve geliştirebilirsiniz.
Beynin Bütününe Yönelik Egzersizler
Zihinsel rehabilitasyon uzmanı Dr. Nicole Anderson “Farklı yöntemlerle beyninize meydan okumayı istersiniz bu nedenle de beynin farklı fonksiyonlarını kullanırsınız.” diye açıklama yaparak şöyle devam eder: “ Büyülü ya da sihirli hiçbir faaliyet yoktur. Bu sadece günlük yaşamın kendisidir. Daha önce uzman olmadığınız aktivitelerde ya da faaliyetlerde bulunmanız ya da kendinizi bunların içinde bulmanız, sizler için büyüleyici, merak uyandırıcı ve eğlendirici olur.” Bir dizi zihinsel egzersiz aracılığıyla uyarılan beyinde, beynin korteks tabakası daha da kalınlaşır ve yeni nöronlar ve dendritlerin üretiminin yanı sıra daha sağlam sinapslar şekillenir. Beyninizin her anlamda sağlam ve fit olması, sizin her şeyi belleğinizde daha uzun süre tutmanız ve yaşa bağlı gerilemelerle mücadele etmeniz anlamına gelecektir.
Daha iyisi ise; beyni her anlamda geliştiren egzersizlerin çoğunun diğer insanlarla örneğin çocuklarınız ya da torunlarınızla birlikte yapılabilir olmasıdır. Bu durum, sizin sosyal becerilerinizi de geliştirecektir. Aynı zamanda, belleği güçlendirmek için kullanılan başka bir hafıza geliştirme tekniğini de beraberinde geliştirecektir. Zeka oyunları, biz onların varlığından habersiz olduğumuz zamanlarda bile var olan ve sonsuza kadar var olacak olan şeylerdir. Düzenli beyin aktiviteleri yapan insanlar, bellek fonksiyonlarında ve konsantrasyonlarında iyileşmeler tespit etmişlerdir. Beynin bütününe yönelik aktiviteler, aynı anda beynin farklı kısımlarını çalıştıran ve geliştiren aktiviteleri içerir. Nasıl ki bedeniniz çalışırken, bedeninizin sadece bir bölümü üzerinde durmamanız gerekiyorsa, yaptığınız rutin şeyleri yani alışkanlıklarınızı da değiştirmeniz gerekir. Böylece, beyninizin sadece bir bölümüne yüklenip diğer bölümlerini ihmal etmiş olmazsınız. Bütün beyin egzersizleri, farklı zamanlarda beynin farklı bölümlerini aktive eden hareketlilikleri içerir. Unutmayın ki, günlük hayatınızda icra ettiğiniz aktivitelerin çoğu beyninizin bir bölümünden daha fazlası nı kapsar. Sonuç olarak beynin her bölümün güçlendirilmesi daha anlamlı olur. Bu nedenle, farklı beyin egzersizleri, akıl oyunları kullanarak beyninizin farklı bölgelerini uyarın.
Ron White, ABD’nin iki kez hafıza şampiyonudur. Beynin tümünün yani her alanının eğitimi, hafızayı geliştirmek, stabil bir ruh hali yaratmak ve konsantrasyonu yükseltmek için mükemmel bir şeydir.

SIKIŞMIŞ YA DA ÇIKMAZDA HİSSETMEK

SIKIŞMIŞ YA DA ÇIKMAZDA HİSSETMEK

SIKIŞMIŞ YA DA ÇIKMAZDA HİSSETMEK
L. Drew Gerber
İNSANLARIN KENDİLERİNİ SIKIŞMIŞ ya da çıkmazda hissetmesinin en önemli nedeni kendi düşüncelerine, hayallerine saplanıp kalmaları adeta onlara bağımlı hale gelmiş olmalarından dolayıdır. Bu tür insanlar, yaşamlarıyla ilgili ya da iş hayatlarının neye benzeyebileceği konusunda hayallere ya da fantezilere dalmak için çok fazla zamanlarını harcayabiliyorlar. Fakat bu esnada gerçeklikte ya da şimdiki zamanda yaşamıyor ve ilerlemeleri için atmaları gereken adımları atmıyorlar. Hayal etme ya da hayal kurmayla hayallere dalmak, amiyane tabirle gündüz düşü/ rüyası görmek arasında bir fark vardır. Hayal etmede, aktif olarak kendi hayatınızı yaratıp düzenliyorsunuzdur. Hayallere/ hülyalara dalarken, bu noktada pasif olarak düşünen biri olmanın ötesine geçemiyorsunuzdur. Bu durum tıpkı bir televizyon programı veya gerçekten güzel bir film izlerken onun içinde kaybolmak gibidir. Burada sizin aktif olarak yaptığınız ya da düşündüğünüz hiçbir şey yoktur. Bu durum, yaratıcı bir hayalci/hayalperest olma eğiliminde olan kişiler için büyük bir sorun teşkil etmektedir. Hülyalara daldıklarında başarılı olmaları için gerekli olan adımları atmamış oluyorlar. Bir diğer sorun; sınırlarınız olarak neyi algıladığınız konusunda pasif olarak düşünüyor olmanızdır. Kısacası, sınırlarınızın ne olabileceği konusunda sadece pasif olarak düşünürken eylem aşamasında bu sınırların ne olabileceğini göz ardı etmiş olursunuz. Ayrıca, kendinizle ve sınırlarınızla ilgili tahminde bulunmak ve kendinizden şüphe etmek başarılı olmak için atmanız gereken adımları atmaktan sizi uzaklaştırır.
Bu sorunların üstesinden gelebilmenin tek çözümü; kendinizi nerede görmek istediğinize bağlı olarak daha bilinçli ya da tasarlayarak hayal kurmanız ve daha sonra sizi hayallerinize kavuşturacak, bu hayallere doğru ilerlemenizi sağlayacak adımları aktif olarak atmanızdır. Hayallerinizi gerçekleştirmek için kendinize bir plan oluşturun ya da bir yol belirleyin. Örneğin, ben ilk olarak “House Hunters International” TV programını izlerken“Başka bir ülkede bir ev sahibi olsaydık güzel olmaz mıydı?” diye hayallere dalmaya başladım. Bu gerçekten pasif olarak var ettiğim bir hayaldi ve adeta hayal dünyasında yaşamak anlamına geliyordu. Fakat “Gerçekten başka bir ülkede bir ev sahibi olmayı, bunu gerçekleştirmeyi istiyorum. Bunun için hangi ülkelere gidebilirim?” diyerek daha bilinçli ve tasarlayarak hayal kurmaya başladığımda bu durum tamamen değişti. Bu düşüncem bir fantezi olmaktan çıkıp gerçekleştirmeye çalışacağım bir hayalim haline geldi. Bu hayalin gerçekleşmesi için yapmamın gerekli olduğu her şeyle yüzleşmeye başladım. Yolculuk için rezervasyon yaptırmam, gayrimenkul piyasalarını araştırmam, hayvanlarımı oraya nasıl götüreceğime karar vermem gerekiyordu. Bu hayal için Meksika’ya gittim, şimdi ise Macaristan’dayım ve burada evlere bakıyorum.
Bilinçli ve tasarlayarak hayal kurmanızı sağlayacak unsurlar nelerdir?
Aşağıda bunu gerçekleştirmenizi sağlayacak üç adım verilmiştir:
1) Amacınızı canlı tutun. Hayal kurmadaki amacınız, niyetiniz ve elde etmeyi istediğiniz sonuç nedir? Bunları belirleyerek yola başlayın ve bu yol boyunca amaçlarınızı canlı ve sürekli tutarak elde etmeyi arzuladığınız sonuçlara odaklanın. Örneğin; kurucularından olduğum Wasabi Reklam Şirketi’nde gurur duyduğumuz şeylerden biri bu şirketin diğer insanlar için kişisel bir dokunuşa sahip olmasıdır. Çünkü insanlarla iletişime geçmekten hoşlanıyorum. Böylece enerji alışverişi sağlanmış oluyor. İnsanlara yardım etmeyi ve onları desteklemeyi de seviyorum. İşte bu, ortağım ve benim şirketimizi kurma amacımızdı. Şirketi dizayn ettik ve böylece her kampanyaya dahil olabildik. Bu amacımızı canlı tutmanın kaynağıydı. Amaçlarımı canlı tutmayı bıraktığımda gerçekten amacımla aramda kişisel bir bağ kurmak, sunduğumuz hizmet ve ürünlerde var olmak istediğimi fark ediyorum. Kısacası, amaçlarınızı canlı tuttuğunuz sürece arzu ettiğiniz yolda ilerlemeniz daha kolay ve gerçekçi olacaktır.
2) Tüm olasılıkları keşfedin ve onları deneyin. Başka ülkelere yolculuk yapmaya ve oralarda ev aramaya başlamadan önce internette birçok araştırma yaptım. Farklı ülkelere bakarken, onların gayrimenkul piyasalarına, başka insanların bu ülkelerle ilgili neler söylemiş olduğuna ya da oraya giden insanların nelerle karşılaşmış olduklarına dair sürekli olarak araştırma yaptım. Birkaç ülkeyi ziyaret ettim ve Macaristan’ın aradığım özellikleri taşıdığına karar verdikten sonra tekrar oraya dönerek yolculuğumu tamamladım. Böylece, başka bir ülkede bir ev sahibi olabilme hayalim için tüm olasılıkları değerlendirdim ve yapmam gerekenleri yerine getirdim.
3) Amacınıza ya da niyetinize ulaşmak için bir eylem planı oluşturun. Bu eylemlerin sizi amaçlarınıza ve arzularınıza ulaştıracak doğru eylemler olduğundan emin olun. “Amaçlarıma ulaşmak için bu gün ne yaptım?” diye kendinize sorun. Hepimiz, mevcut olan şu anda tabağımızda her ne varsa onu yakalama eğilimindeyizdir. Yani bulunduğumuz an itibariyle elimizde olanlarla yetinmeye çalışırız. Ben, her bir gün için ayrıntılı bir tema seçmeyi deniyorum ve daha sonra beni amacıma doğru götürecek eylemleri seçiyorum. Siz de günlük hayatınıza başlamadan hatta maillerinize bakmadan önce, sizin için o günün odak noktasının ne olacağına karar vermek için birkaç dakika durup bekleyin. Girişimci insanlar genellikle reaksiyon modunda olur ve daha hızlı ve etkili hareket ederler. Bu durum, bu kadar çok şeyi bir arada yapmak zorunda oluşumuzun bir nedenidir. Hangi eylemi yapmaktan gerçekten hoşlanacağınızı kendinize sorun çünkü yapacağınız bu eylemler ya da atacağınız bu adımlar sizi diğerlerinin önüne geçirecektir.
Bilinçli ve tasarlayarak hayal kurmak; yapmaya kalkıştığınız herhangi bir işte sizi geriye doğru gitmekten alıkoyma anlamına gelir. Unutmayın ki, bilinçli ve tasarlayarak hayal etme, hayallerinize ulaşmanız için atmanız gereken adımlarla ilgilidir. Bu adımları disiplinli bir şekilde tasarlayarak hayallerinize kavuşmanız mümkündür.
L. Drew Gerber, iş geliştirme mühendisi, girişimci ve PR firmalarının kurucularından birisidir.

İLK 8 AYDA 705 MİLYON KİŞİ TATİL YAPTI

 İLK 8 AYDA 705 MİLYON KİŞİ TATİL YAPTI

Dünya Turizm Örgütü (UNWTO), 2012 yılının ilk sekiz aylık dönemine ilişkin verileri açıkladı. Buna göre Ocak-Ağustos 2012 döneminde seyahat eden kişi sayısı yüzde 4 artışla 705 milyon kişiye ulaştı.
Merkezi Madrid’te bulunan Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO) açıkladığı “Dünya Turizm Barometresi”ne göre, bu yılın ilk sekiz aylık döneminde dünya turisti sayısı yüzde 4 oranında arttı. Böylece 2011 yılının aynı döneminde uluslararası seyahate çıkan kişi sayısı 677 milyon’dan 705 milyon’a yükselmiş oldu.
UNWTO’nin verilerine göre, 2012′nin ilk beş aylık döneminde yaşanan ortalama yüzde 5′lik büyüme, Haziran (+2.7%) ve Temmuz’da (+1.4%) yavaşlasa da, Ağustos ayında yaşanan yüzde 4′lük büyüme ile yeniden toparlandı.
UNWTO, yıl sonunda uluslararası turizm hareketinde yüzde 3-4 aralığında bir büyüme beklerken, 2013 için beklenti yüzde 2-4 aralığında.
2012 yılının sekiz aylık döneminde yaşanan büyümede sürükleyici rolü yükselen ekonomiler üstlendi. Asya Pasifik ve Afrika yükselişte öncü rolü alırken, bu bölgeleri Amerika kıtası ve Avrupa izledi. “Dünya Turizm Barometresi”ne göre Ortadoğu’da toparlanma eğilimi yaşanırken Mısır’daki hızlı büyüme dikkat çekici bulundu.
Avrupa’da ekonomi geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 3 büyüme gösterirken Güney Doğu Asya ve Güney Asya’da bu oran yüzde 8, Asya Pasifik’te ise yüzde 7 olarak gerçekleşti.

İNGİLİZ SEYAHAT ACENTELERİ BİRLİĞİ ABTA, 2013 YILI TRENDLERİNİ AÇIKLADI

 

  İNGİLİZ SEYAHAT ACENTELERİ BİRLİĞİ ABTA, 2013 YILI TRENDLERİNİ AÇIKLADI

İngiliz Seyahat Acenteleri Birliği ABTA, 2013 yılı seyahat trendlerini açıkladı. Açıklamada ABTA’nın Türkiye’ye dair beklentilerine de yer verildi.

İngiliz Seyahat Acenteleri Birliği ABTA, 2013 yılına ilişkin seyahat trendlerini mercek altına aldı. İngiltere’deki yurt dışı paket tur satışlarının yüzde 90′ını gerçekleştiren şirketleri çatısı altında bulunduran ABTA’nın “2013 Seyahat Trendleri Araştırması”nda Türkiye ile ilgili öngörüler de açıkladı.
Seyahat Trendleri Araştırması’nda 2012 yılında İspanya, Yunanistan, ABD, Fransa, Güney Kıbrıs ve İtalya ile birlikte Türkiye’nin en popüler tatil destinasyonları arasında yer aldığı belirtilirken talebin yine aynı doğrultuda seyredeği ifade edildi.
TÜRKİYE’DEKİ BALON TURLARI’NA VURGU YAPILDI
2013 yılında İngiltere seyahat pazarının yüzde 5′ini macera turizmi arayışındaki kişilerin oluşturacağına dikkat çekilen araştırmada Türkiye’deki balon turlarından şu sözlerle vurgu yapıldı:
ABTA’nın araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 5′lik kısmı 2013 yılında macera turizmi yaşamak istiyorlar. İster Türkiye’de balon turları isterse Kuzey İspanya’da rafting olsun, tur operatörleri tüketicilerin artan macera talebini yakalamak için daha çok seçenek sunuyorlar.”
“BOND’UN SON FİLMİ TÜRK TURİZMİNİ OLUMLU ETKİLEYECEK”
2013 Trendler raporunda Türkiye ile ilgili olarak özel bir başlık da açıldı. Bu bölümde, bazı sahnelerinin çekimi ülkemizde gerçekleştirilen James Bond serisinin son filmi “Skyfall”un İngilizlerin Türkiye’ye ilgisini arttıracağı öngörüsü yer aldı.
Araştırmada, İstanbul’un Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan mirasına dikkat çekilirken Antalya sahillerinin ilgi çekeceği belirtildi. Çok bilinmese de Edirne’nin ziyarete değer bir kent olduğu ifade edilirken ülkedeki en güzel camilerden bazılarının bu kentte bulunduğuna dile getirildi.
Türkiye’nin kıyı şeridinde kaliteli oteller bulunduğuna dikkat çekilen araştırmada, Akdeniz’in en güzel golf sahalarından bir kısmının da Türkiye’de bulunduğu belirtildi. Sözkonusu bölümde Türkiye’nin Efes’ten Pergamon’a, Kapadokya’dan Antalya’ya kadar turist çeken noktaları hakkında bilgilere yer verildi.
Türkiye’nin büyüyen turizm potansiyeline de dikkat çekilen araştırmada 2013 yılında Türk Hava Yolları’nın Edinburg’dan direkt uçuşlara başlayacağı Raffles Hotel and Spa’nın İstanbul’da, Swisshotel Beach Resort’un Bodrum’da; Tui Sensatori Resort’un ise Side’de hizmete gireceği ifade edildi.
2013 YILINDAKİ GENEL TRENDLER
ABTA’nın 2013 yılında ön plana çıkmasını beklediği genel trendler ise şu başlıklarda toplandı:
• Kişiye özel paket tatillere olan talep artıyor: Esneklik içeren kişiye özel tatillere talaep artacak, tur operatörleri de bu yönde adımlar atıyorlar.
• Tüketiciler paraların karşılığını almaya önem veriyor: Ekonomik belirsizliğin artmasıyla birlikte tüketiciler tatilden vazgeçmek yerine, verdikleri paranın karşılığını almaya daha çok dikkat eder hale geldiler.
• Lüks ve “her şey dahil” paketlere ilgi artıyor: Orta sınıfta kemer sıkma önlemleri had safhaya ulaşmışken her şey dahil tatillere ilginin çok güçlü şekilde artması bekleniyor. Lüks ürünler de 2013′te talebin artacağı ürünler arasında yer alacak.
• “Staycation” devam etse de İngilizler güneş arayışında. 2012 yılında olimpiyatlar ve Kraliçe’nin “Elmas Jubilesi” nedeniyle İngilizler tatillerini ülkelerinde geçirseler de iki yaz üst üste yağışlı geçen sezon nedeniyle güneşli ülkelerde tatil arayışı artacak.
• Genç seyahatseverler daha çok gezecek: ABTA araştırmaları gençlerin daha sık seyahat ettiğini ortaya koyuyor. Yaşları 15-24 arasında değişen gençler son bir yıllık süreçte neredeyse 5 kez seyahate çıkmış durumdalar. Bu sayı bir önceki yılda dörttü.
• Daha önce gidilen destinasyonlar popüler olacak: Ekonomik belirsizliklerin hüküm sürdüğü dönemde insanlar tatillerini en iyi bildikleri yerlerde geçirmek istiyorlar. 2013 erken rezervasyon verileri de Fransa, Yunanistan, İtalya, İspanya ve ABD’nin popülaritesini önümüzdeki dönemde de artacağını gösteriyor.